1.Ünite-Güneş Sistemi ve Ötesi

EVRENİN OLUŞUMU
Bilim insanları, evrenin oluşumu hakkında tarih boyunca değişik görüşler ortaya atmıştır. Fakat bu görüşler incelendiği zaman hepsinin temelde iki farklı modelden birini savunduğu görülür.
Bunlardan birincisi 1600’lü yıllarda Newton (Nivtın)’ın ortaya attığı, hareketsiz ve başlangıcı olmayan evren görüşüdür. Bu görüşe göre evren, sonsuzdan beri var olmuştur ve sonsuza kadar da varlığını ve şu anki hâlini koruyacaktır.
İkincisi ise günümüzde çoğu bilim insanı tarafından kabul gören, evrenin bir başlangıcının olduğu görüşüdür. Çünkü astronomideki son buluşlar evrenin sürekli bir genişleme içinde olduğunu göstermiştir.
“Eğer evren sürekli genişliyorsa, evrendeki gök cisimlerinin geçmişte birbirlerine daha yakın olmaları yani evrenin daha sıkışık olması gerekir.” Hipotezinden yola çıkan Belçikalı bilim insanı Georges Lemaitre (Jorj Lömetr) 1927 yılında “Büyük Patlama Teorisi”ni ortaya koymuştur.
Bu teoriye göre evrenin bir başlangıcı vardır ve evren sürekli genişlemektedir. Evrenin genişlemesini, üzerinde gök adaları temsil eden sembollerin bulunduğu bir balona benzetebiliriz. Balon şiştikçe üzerindeki sembollerin birbirinden ayrılması gibi evren de genişlemekte ve gök adalar birbirinden uzaklaşmaktadır.
Nitekim ünlü astronom Edwin Hubble (Edvın Habıl) da 1929 yılında gök adaların birbirinden uzaklaştığını gözlemleyerek evrenin devamlı genişlemekte olduğu hipotezini desteklemiştir.
Hubble Uzay Teleskobu
Evrenin oluşumuyla ilgili araştırmalar hâlen devam etmekle
beraber Büyük Patlama Teorisi günümüzde bilim insanlarının çoğu tarafından kabul görmektedir.
Büyük Patlama Teorisi’ne göre evren bundan yaklaşık 15 milyar yıl önce büyük bir patlamayla oluşmaya başladı. Büyük Patlama (Big Bang) adı verilen bu patlama sonrasındaki süreçte gökadalar, yıldızlar, gezegenler ve diğer gök cisimleri meydana geldi.
Büyük Patlama Teorisi bazı soruları hâlâ cevaplayamamaktadır.
Örneğin patlayan şeyin ne olduğu ya da bu patlamaya neyin sebep olduğu henüz tam olarak açıklanamamaktadır. Bilim insanları günümüzde bu konuyla ilgili yeterli bilgiye hâlâ ulaşamamış olsalar da çalışmalarına devam etmektedirler. Böylece gelecekte evrenin nasıl oluştuğu ve nasıl yok olacağı ile ilgili bilgilere ulaşılabileceği düşünülmektedir.
GÖK CİSİMLERİ TANIYALIM
Uzay, yıldızlar, gezegenler ve meteorlarla doludur. Bunların her biri gök cismi olarak adlandırılır.
YILDIZ
“Yıldız” denince aklımıza ilk önce bayrağımızdaki yıldız şekli gelmektedir.
Oysa yıldızların şekli genellikle küreseldir.Yıldızlar, uzaydaki “bulutsu” adı verilen gaz ve toz yığınlarının bir araya gelip sıkışmalarıyla meydana gelir.
Yıldızlar canlı değildir ama onlar da sanki canlılar gibi doğar, yaşar ve ölür. Ömrü sona eren dev yıldızlar, şiddetli bir patlama ile parçalanır; ortaya çıkan parçalar, uzay boşluğuna dağılır
Çevrelerine ısı ve ışık yayan yıldızların her biri farklı renklere sahiptir.
Yıldızların farklı renkte olmaları, bize onların sıcaklıkları hakkında bilgi verebilir.
Örneğin,
en sıcak yıldızlar ; mavi veya beyaz,
orta sıcaklıktaki yıldızlar ; sarı,
soğuk yıldızlar ise ; kırmızıdır.
TAKIM YILDIZI
Gökyüzüne Dünya’dan bakıldığında sergiledikleri görünüm sebebiyle bir arada bulunan yıldız grupları takımyıldızı olarak adlandırılır. Aşağıdaki resimde gördüğümüz yedi yıldız bir araya gelerek Büyükayı takımyıldızını oluşturmuştur. Bunun dışında Küçükayı, Ejderha, Çoban, Kuzey Tacı ve Orion (Avcı) diğer takımyıldızlarından bazılarıdır.
Büyük Ayı Takım Yıldızı Orion avcı Takım Yıldızı
Takımyıldızlar çok farklı özelliklerde olmalarına karşın, bir kümeymiş gibi görünen yıldızlardan oluşur.Bunlar eski gökyüzü bilimcilerince hayalî çizgilerle birleştirilerek masalsı ve mitolojik adlar almıştır.
KUYRUKLU YILDIZ
güneş sistemi ile ilgili görsel sonucu
Kuyruklu yıldızlar, adlarının aksine, birer yıldız değildir. Bu gök cisimlerinin yapısında donmuş hâlde buzlar, gazlar ve tozlar bulunur. Bu yüzden kirli kartopu olarak da adlandırılırlar. Kuyruklu yıldızlar, Güneş’in çevresindeki uzun ve geniş eliptik yörüngelerde dolanır. Güneş’e yaklaştıklarında içerdikleri buz bir miktar erir. Buzla karışmış toz ve taş parçaları serbest kalır. Serbest kalan gaz, su buharı ve ince tozlar güneş rüzgârıyla itilir. Böylece kuyruklu yıldızın kuyruk kısmı oluşur.
Not: Kuyruklu yıldızlar içinde en ünlüsü Halley kuyrukluyıldızıdır. Dünya’dan 76 yılda bir gözlemlenebilir. Dünya’dan en son izlenebilen kuyruklu yıldız 2002’de gözlenen Ikaye-Zhang (ikaye-Zeng) kuyruklu yıldızıdır.


GÖKTAŞI(METEOR)
Atmosfere girerek yeryüzüne ulaşabilen bu meteorlara gök taşı adı verilir. Meteorlar, düştükleri yerlerde ciddi hasarlara yol açabilir, çukurlar oluşturabilir.
Oluşan çukurlara meteor çukuru denir. Ancak Dünya yüzeyi üzerindeki bir çukurdan söz ediliyorsa buna gök taşıçukuru adı verilir.
Arizona gök taşı çukuru
Ülkemizde de Doğubayazıt’ta35 m genişliğinde 60 m derinliğinde bir göktaşı çukurunun olduğunu biliyor muydunuz?
GEZEGENLER
Gök cisimlerinden bir diğeri de gezegenlerdir. Gezegenler yıldızlardan farklıdır. Çünkü yıldızlar kendileri birer ısı ve ışık kaynağı oldukları hâlde, gezegenler yıldızlardan aldıkları ışığı yansıtır. Gezegenler yıldızlardan daha soğuk ve daha küçüktür. Gezegenlerin Güneş çevresindeki hareketlerinden dolayı gökyüzünde bulundukları konumları zamanla değişir.
Yıldızlar bize çok uzak oldukları için geceleyin gökyüzünde yanıp sönen saçılmış yapıdaki ışıklarıyla küçük nokta kaynaklar halinde görünürler.
Gezegenlerin ışıkları, yanıp sönmeden sürekli (kesintisiz) olarak görünür.
IŞIK YILI
iki gök cismi arasındaki uzaklığı kilometre ile ifade etmek bazen yetersiz kalır. Bunun yerine “ışık yılı” birimi kullanılır. Bir ışık yılı, ışığın boşlukta bir yılda aldığı uzaklıktır. Bir ışık
yılı yaklaşık 9,46×1012 km’dir. Işık yılı, bir zaman birimi olmayıp uzaklık ölçüsü birimidir. Güneş’e en yakın yıldız, 4,2 ışık yılı uzaklıktadır.
UYDU OLARAK AY
ay ile ilgili görsel sonucu
Güneş sistemindeki gezegenlerden bazılarının etrafında dönen gök cisimleri vardır. Bu gök cisimlerine uydu adı verilir.
Dünya’nın uydusu olan Ay, Dünya’dan bakıldığında her gece farklı şekilde görünür. Ay’ın göründüğü bu farklı şekillere Ay’ın evreleri denir.
Ay’ın her gece farklı şekilde görünmesinin sebebi Dünya etrafındaki dönme hareketidir.
Ay; kendi ekseni etrafında, Dünya’nın etrafında ve Dünya ile birlikte Güneş’in etraf›nda da dolanır. Ay’ın Dünya’nın etraf›ndaki bir turu yaklaşık 27,3 gün sürer. Bu süre Ay’ın aynı evrede tekrar görünmesi için geçen zamandan (29,5 gün) kısadır. Çünkü Ay Dünya’nın etrafında dolanırken Dünya da Güneş’in etrafındaki dönme hareketini sürdürür.
Ay, kendi ekseni etrafındaki dönüşü ile Dünya çevresindeki dönüşünü aynı sürede(27,3 gün) tamamlar. Bu yüzden Ay’›n Dünya’dan daima aynı yüzü görülmektedir.
GÖKADALAR
Ay, Dünya ve diğer gezegenler, Güneş ile diğer yıldızlar ve bulutsular gök ada adı verilen dev sistemlerin birer üyesidir. Astronomlar, uzayın derinliklerinde birbirinden çok uzakta olan, farklı boyut ve biçimlerde milyonlarca gök ada gözlemlemişlerdir.
Dünya’mızın içinde bulunduğu gök ada, Samanyolu gök adası (galaksisi) olarak bilinmektedir. Bu gök ada sarmal şekildedir. Merkezinden dışa doğru açılan sarmal kollar vardır. Güneş sistemimiz, bu kollardan “avcı kolu”nda bulunur. Dünya’mızın da içinde yer aldığı bu gök ada, en büyük gök adalardan biridir.
Andromeda Sombreo
Not: Gök adaların hareketi yavaştır. Bizim gök
adamız kendi çevresindeki bir dönüşünü 230
milyon yılda tamamlar.
• Samanyolu gök adasını Kuzey Yarım Küre’den
gözlemek için en uygun aylar, temmuz, ağustos
ve eylüldür.
Not-2: Gök adaların da içinde yer aldığı gök cisimlerinin tümü, aralarındaki boşluklarla birlikte evreni temsil etmektedir. Dünya dışındaki evren parçası da uzay olarak adlandırılır

ANASAYFA


KONU ANLATIMLARI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir